çalışıyorum. her ne kadar bunun ekonomik bir karşılığı yoksa da, çalışıyorum. belki, bilmiyorum, homo ekonomikusun nazarında eğitim zayiatıyım, dile takılan bir nakarat gibi, ne bileyim, serin bir rüzgar gibiyim yüze vuran, pahası olmayan, biçilemeyen.
çalışıyorum. sesekam yok, asgari geçim indirimim yok, 'indirmiyorum' hiçbir yerden. çalışıyorum sade. fakat ekonomik bir karşılığı yok. rüzgar gibi, ne bileyim, ağacı gagalayan bir kakan gibi, kendini sevdiren bir kedi gibi, güzel. ama kayıtdışı bişey. tabii değil hiçbir vergiye. tabi deil.
keşke 'özne' yerine başka birşey bulaydım da, kendimden, ben diye bahsetmeyeydim, bilmiyorum, gizli özne olaydım, daha iyi.
az önce intependente yle ilgili bi yazı yazdım 'çalışırken'. bilmiyorum hatırlayan var mı o tankeri.
yetmişlerin sonunda bi yunan gemisiyle çarpışmıştı da, onlu yaşlardaydım, camlarımız titremişti, sokağa fırlamıştık gece vakti, havayifişek gibi, güzeldi.
sonra vapoorla yörüngesinde dolaşmıştık bir on yıl kadar falan, yalı falan gibi, boğazın doğal bir parçasıydı. bugün gidip veremim için röntgen çektirsem, göğsümde batık bi enkazı görmekten korkuyorum, intependente.
bir vapoor düdüğü kadar mühimmatımız yok, hayatta, bir martı çığlığı kadar ederimiz yok toplamda, amna koyiim homo ekonomikus.
meslek nedir?
tacirim. hayal uzerine. maas artı prim artı yol artı yemek artı cska sofya artı bira artı çerez.
1 Mart 2010 Pazartesi
evden getirdiğim iki soğuk kutu bira tez bitti. hep özendim, sabah, gün ışırken, açılan kepenklerin sesleri, önce ıslatılıp sonra süpürülen dükkan önleri. çoğu zaman bu vakitler ben, sade bunu görmek için çıkardım sokağa, sanki ben de aceleyle bir yere, işime misal, yetişmeye çalışır gibi, aralarında dolaşırdım.
mesai saati, açılır açılmaz daldım dia ya. elimde skoll bira, kasaya dayandım, tesettürlü bayan kasa görevlisiyle gözgöze gelmemeye çalıştık, ortak bir kabulle. kandil simitlerinin önünden geçtim sokakta.
simide indirgenmiş bir imanın, varsın, iblisi olayım. pagan kandillerin, şaman ritüellerin kafiri olayım.
diye düşünerek, kıçın kıçın, çoğu zaman bu vakitler ben.
mesai saati, açılır açılmaz daldım dia ya. elimde skoll bira, kasaya dayandım, tesettürlü bayan kasa görevlisiyle gözgöze gelmemeye çalıştık, ortak bir kabulle. kandil simitlerinin önünden geçtim sokakta.
simide indirgenmiş bir imanın, varsın, iblisi olayım. pagan kandillerin, şaman ritüellerin kafiri olayım.
diye düşünerek, kıçın kıçın, çoğu zaman bu vakitler ben.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
